12 Ekim 2015 Pazartesi

Çalışan annenin oğlu olmak..

Yanlış yazmadım sevgili okur.  Herkesin çalışan kadın olmak üzerine söyleyecekçok sözü var biliyorum.  Ama benim sözüm oğluma! 
Sen yokken heyecansız durağan bi hayattı benimki onca hengameye rağmen..
Seni diledik, Rabbimiz lutfetti verdi bin şükür. Büyük bir heyecanla beraber büyük bir değişimdin sen hayatımda, bedenimde, uykusuzluğumda, yorgunluğumda..
Çok zordu kimine göre seni büyütmek. Kimine göre çok eğlenceli. 
Ben bana göre olanı anlatacak kelime bulamadım halen..
Her günümü her anımı sana adadım her anne gibi ama en çok seni bırakıp gittiğimde yaşadım seni canım oğlum.  Çalışmak zorunda mıyım diye sorduladım hep kendimi. Hep düğümlendi yüreğim seni bırakıp gittiğim derslerde. 
Dimağım sende bedenim bende hep yarım kaldı. 
Hakkım var mıydı seni düzeninden etmeye? 
Güzel güzel alışmışken anne elinden çorbalar içmeye niye bıraktım ki başkalarına o minik ellerini. 

22 Eylül 2015 Salı

Su böreği sevmeyen var mıııı???

Su böreği sevilmez mi?
Hele de peyniri ve tereyağı Trabzon'dan gelirse,


yumurtalar köyden gelirse..
Eveet bu böreği ben açtım. Ama iki yıl önce açmıştım. Bugün fotoğraflara bakarken gözüme çarpınca paylaşmak istedim. Balıkesir'de bir bayram arefesi bizim böreğimiz tatlımız olmasın mı deyip sıvamıştım kolları. 
içindekileri hatırlıyorum ama:-)
6 yumurta
Yarım çay bardağı ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
6 tepeleme yemek kaşığı un
Katlar için, 
200 gran tereyağ
200 gram telli peynir
Tüm malzemeler karıştırılarak güzelce yoğurulur.  vaktiniz varsa yarım saat muhakkak yoğurun. sonra eşit 8 parçaya bölüp bezeler yapın. Biraz dinlenince tek tek açıp aralarına un serperek bırakın. diğer yandan ocakta derin ve geniş bir kapta kaya tuzu ve sıvıyağ eklenmiş su kaynatın. Yufkalarınızı tek tek bu suda haşlayıp hızla soğuk suya daldırın.Burada iyice açıp yıkayın. sonra tepsiye serip üzerine 
eritilmiş tereyağından bir iki kaşık gezdirin. 4. yufkadan sonra da peynirinizi eşit biçimde yayın. yufkalar bitene dek işlemi tamamlayın. Böreğinizi dilimleyip kalan yağı da üzerine gezdirin. 200 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin. 
Afiyet olsun..


Kış Hazırlıkları Başlasın!!!

Küçük çocukla nasıl yapacaksın?
Boşver hazır alırız..
Amaan pazara kim gidecek de bakacak da alacak..
Tüm protestolara rağmen kış hazırlıkları itinayla yapılır canımcım. Hem de yapayalnız hem de kendi memleketinde yapayalnız :-) 
Bazıları çile çekmekten hoşlanır ya işte ben onlardanım. Tabi bu "çile" kime göre neye göre çile tartışılır.  Bana göre mutluluk.. Evet böyle küçücük şeylerle de mutlu olabiliyorum :-) 
Çok gevezelik ettim sanırım.  Zira hadi artık ne yaptın kışa dediğini duyar gibiyim. Ee ne yapabilirim kışlık domates sosu, biber salçası, fasulye turşusu, çilek reçeli, közlenmiş kırmızı biber.  Hepsini de çok güzel yaptım kıskansın muhalefet edenler:-) 
Geçenlerde babacımdan rica ettim ve domates ile kapya biber aldırdım. Pek de güzellerdi. Domatesleri bir güzel yıkadıktan sonra dörde bölüp mutfak robotunda parçaladım. Sonra büyükçe bir tencerede kaynamaya bıraktım. Kabuklarını soymadan hem de.  Parçalayıcıdan geçen domateslerde kabuk felan belli olmuyor. Epey kaynayıp 3 -4 parmak çeken domateslere kararınca kaya tuzu ve azcık da sıvı yağ ekledim. Tuzlar eriyince altını kapatıp kaynatılmış kavanozlara doldurdum. Kapakları ben her yıl yeni alır ve kaynatırım canımcım. Böylece daha sağlam vakumlanıyor. Küçük bir ip ucu: kavanozlara rahatça doldurmak için 5litrelik su bidonunun ağız kısmını huni şeklinde keserseniz kavanozlarınıza bulaştırmadan sosunuzu kolayca doldurursunuz :-) işte böylee 20 kavanoz domates sosum oldu. İster kışın yemeklere salça yerine de kullanın ister menemen yapıp kahvaltıda da ağzınızı tatlandırın. 
Geleliiim kapya biberlere ne olduğuna. Asıl niyetim onları ekmek fırınında közletip çekirdeklerini ve kabuklarını soyarak buzluğa koymaktı. Nitekim yaptım da 7 kilo kadar. Ne olacak o öyle demeyin.  Sırası gelmişken buyrun tarifi:
Közlenmiş biberler ince ince doğranır. Üzerine sarımsak rendesi,  nar ekşisi, maydonoz, zeytinyağı ve tuz ilave edilerek harika bir kahvaltılık hazırlanır.  Afiyet olsun..
 İşte domates soslarım :-)



Bunlar közlenmiş biberlerim sevgili okur. Senin için buzluktan çıkarıp fotoğrafladım. Vaktim olmadığından çekememiştim.
 Biberlerden 3 kilo kadar ayırıp büyük bir heyecanla salça yaptım. Heyecanlandım çünkü bu benim ilk salçamdı. Metehan ile yapmak kısmet oldu. biberleri güzelce yıkayıp saplarını ve çekirdeklerini  tam ayırdım derken Metecim uyanıverdi. Gerisini Metehanla beraber yaptık. Biberleri dörde bölüp yine parçalayıcıdan geçirdim. Oğluşum parçalayıcının sesinden korktu ve her seferinde irkildi. Ama yılmadık ve korkuların üstesinden gelmek için kısa kısa turlarla gürültüye olan duyarlılığımızı korkumuzu yendik. artık eğlenceli olmaya başladı o ses :-) öyle dikkatli inceledi ki kıpkırmızı biberleri anlatamam. Dünyam o benim. Minik sevgilim.  Biberler  iyice incelip kabukları görünmez olunca derin bir tencerede kaynamaya bıraktım. suyunu çekene kadar kaynattım. içerisine bolca kaya tuzu ilave ettim. sonra geniş bir tepsiye boşaltıp harika manzaralı balkonuma koydum. bir yandan güneş diğer yandan rüzgar daha da çekti suyunu salçam. Tabi Metecimle gidip gelip karıştırdık biz de. işte o kıpkırmızı salçam:
 üç kilo biberden sadece bir kavanoz çıktı :-( 
Ama iyiki de yapmışım diyorum bu kadar lezzetli bir salça daha önce yememişim. Metehancımın ellerine sağlık :-)
Gel gelelim bir diğer kırmızı lezzete.
Buyrun çilek reçeline :-)
Çilek reçeli bana da sürpriz oldu sevgili takipçim. Yapmak istiyordum ama nasıl temin edeceğimi düşünüyordum. Haftasonu Ordu iline bağlı Çambaşı Yaylasına gittik. Yol üzerinde Çilek Dünyasına hoşgeldiniz diye bir levha görünce kendimizi çilek tarlasında çilek toplarken bulduk. Kocaman bir araziye çilek dikmişler. Almak isteyenler kendi çileğini kendi seçmenin de ötesinde kendisi topluyor. İnanılmaz güzel bir uğraşı bir o kadar da tatlı bir iş hazzı bu. Çilekleri bağından toplayınca reçel yapmak kaçınılmaz oldu tabi. İki kilo çileğe iki kilo şeker döküp sulanmasını beklemeden koydum ocağa. Normalde şekerle üzeri örtülüp biraz bekletilir çilek ama benimkiler yol yorgunuydu hemencik uyudu :-)
Yarım saat kadar kaynatıp iki dilim limon ekledim. 10 dakika daha kaynayınca indirdim ocaktan. Reçelin rengi benim için çok önemli. Çilekler  pembeliğini kaybetmemeli. Bunun da püf noktası lion ekledikten sonra çok kaynatmamaktan geçiyor. Yoksa kararır AlimAllah...
Sıcağıyla kavanozlara koyup kapatıverdim ve ters çevirdim. Kışa kalması için vakumladım yani. Bakalım kaç hafta yetecek bize :-)
Mmmmmmmmm çoook tatlı...

17 Eylül 2015 Perşembe

NELİ BU BÖREK???

Bu börek mantarlı!!!
Kimilerine göre kıymalı,kimilerine göre ıspanaklı...
Sadece mantarlı oysaki :-) 
Tadına garanti vereceğim bu börek hem düşük maliyetli hem de tadanları hayret ettiren bir özelliğe sahip.
Çok mu merak ettiniz işte malzemeler:

Yarım kilo kültür mantarı,
2orta boy soğan, 
3yaprak yufka,
Bir kase yoğurt, bir kase sıvısağ, bir yumurta sarısı, karabiber,  
Susam, 
Tuz.
Soğanları ve mantarları parçalayıcıdan geçirip kızgın tavada birazcık yağ ile çeviriyoruz. Yufkaları istediğiniz şekilde kesip üzerlerine yoğurt sıvıyağ karışımından fırçayla sürüyoruz.
Mantarla soğana tuz ve karabiber ekleyip suyunu çekince ocaktan alıyoruz.  Yufkalara bu harcı paylaştırıp şekil veriyoruz.
Sonrası bilindik zaten. Yumurta sarısı ve susamla süsleyip hoooop 180 derecelik ısıyla fırında buluşturuyoruz. 
Üzerleri kızarınca çıkarıp servis edebilirsiniz. 
Afiyet olsuun...

27 Ağustos 2015 Perşembe

KAYINVALİDE KURABİYESİ


Merhaba sevgili kurabiyesever. 
Öncelikle belirtmeliyim ki kurabiyenin adı şerbetli cocostar. Ee nerden mi çıktı bu isim. Şöyle anlatayım. Malum memleketteyiz. Haftasonları Trabzon'a gidiyoruz.  Giderken elim boş gitmeyeyim dedim. Bu kurabiyeleri kayınvalideme yaptım. Artık yakına geldiğimize göre marifetlerimizi de gösterelim demi? Şaka şaka öyle bir derdim yok ziraa 3seneyi devirdik bilen biliyor artık. İçimden geldi yaptım. Pek de sevildi hem de ilk kez yaptığım riskli bir kurabiyeydi.

MALZEMELER
150 gr tereyağı
1 yumurta
Yarım su bardağı pudra şekeri
İki yemek kaşığı kakao
Kabartma tozu
Un
Bir çay bardağı Hindistan cevizi
İki kaşık pudra şekeri
Bir yumurta akı
1s.bardağı şeker
1 s.bardağı su

Yumuşak bir hamur yapmak üzere işe koyuldum. Yumuşamış tereyağını, pudra şekerini yumurtayı, kakaoyu karıştırdım sonra azar azar un ilave ettim. 
Kabartma tozunu da koyup güzelce yoğurdum. Diğer tarafta pek de sevmediğim yumurta akını Hindistan cevizi ve şekerle karıştırdım
.  Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp ortasına fındık kadar iç harcından yerleştirdim. 
Yuvarlayıp tepsiye dizdim. 
180derecede pişirmeye bıraktım bu arada suyla şekeri karıştırıp şekerin erimesi için ocakta ılınmış bir şerbet yaptım.
 Kurabiyeler pişip ılıyınca şerbete atıp çok bekletmeden çıkardım. 
 Sonraaa arkadaşıma hediye aldığım kalpli fincan setinin kalpli kutusuna kıyıp kurabiyeleri ona yerleştirdim.  Kayınvalide sevgisi böyle bişey işte. 
Çok hoşlarına giden bu tarifi sizinle de paylaşmak istedim. 
Ağzınız tatlansın..

POFİDİK POĞAÇALAR TÜLİŞDEN..


Yalnızlıktan bulandığında çalabileceğin dost kapısı gibisi var mı?
YOK!
Sanırım yavaş yavaş eski günlerime dönüyorum. Hesapsızca, gardını almak zorunda kalmadan, acaba diye kurup kaldırmadan görüşülebilecek insanlarlayım yeniden. 
Geçtiğimiz hafta tam da işten güçten bunalmışken aradı beni Tüliş. Tüliş kim mi benim orta okuldan beri hayatımda yer alan sıra arkadaşım, sırdaşım, dostum..
Nazik daveti için teşekkür ediyorum kendisine, yapmış olduğu birbirinden güzel pasta börekler ve güleryüzü için de.
Pofidik poğaça da onun tarifi. Ancak deneme fırsatım oldu, gayet de güzel oldu. 
İşte tarifi;
2 su bardağı süt,1 su bardağı su  karıştırılıp ılık hale getirilir. İçerisine bir paket yaşmaya ve üç yemek kaşığı şeker eklenerek mayanın açılması beklenir. Diğer tarafta bir su bardağı una bir yemek kaşığı tuz eklenerek karıştırılır. Bunu tuzla maya direk temas etmesin ve tuz mayayı yemesin diye yaptık. 
Sonra sütlü karışıma bir su bardağı sıvı yağı ekledik, karıştırıp azar azar un ilave ettik yumuşak bir hamur elde edip ağzını kapatarak 1 saat dinlendirdik hamurumuzu. Tülişin dediğine göre şekil verdikten sonra da tepsi mayası yapmak gerekiyormuş. Burası önemli. Zira ben vaktim olmadığı için tepsi mayasını es geçtim. Ve sonuç pek de tülişin ki gibi olmadı. Ama yine de çok beğenildi. Tabi onunkini yemeyenler beğendi. Tepsi mayasını da alan poğaçaların yanaklarını yumurta sarısıyla bir güzel boyadık fırına girince güzel güzel kızarsın diye. Üzerine de susam serptik. Eee sıcakta kalıp kızaran yanaklar çilli olur:-) 200 derecede güzelce pişirdik.Hani içine bişey koymadık mı? Aşk olsun poğaça peynirsiz olur mu? Şekil verirken koyduk onu biz. ;-)
AFİYET ŞEKER OLSUN,
LÖPLÖP ET OLMASIN.
KAL SAĞLICAKLA...
HAAA UNUTMADAN BU DA FOTOĞRAFI POFİDİK POĞAÇANIN.


26 Ağustos 2015 Çarşamba

PRATİK BİR PASTA TARİFİ...

Pasta sevmeyen kaç kişi vardır acaba? 
Bizim evde yapıldığı gün biten bir pasta bu. Henüz Metehan yiyemiyor olmasına rağmen. ,
Sanırım o zaman kalıbı biraz büyütmek gerekecek.
Eveet yeni evimize misafirler gelmeye başladı. Bu da dün gelen çocukluk arkadaşım, sırdaşım, dostum Esra için yaptığım pasta. İstedimki sayfamda yer alsın
. Belki yıllar sonra görüp dünü yadederiz. 
Metehan'a rağmen çay saati nasıl yapılır hatırlarız. 
Hem bakarsın Metehan da okur benimle beraber.
 Dur sırası gelmişken ona da yaptıklarını anlatayım.
 Her gün 1-3 arası mışıl mışıl uyuyan sen dün hiç uyumadın. Haliyle de çay saati yalan oldu oğluşum.
 Olsun senin canın sağolsun. Sen yokken o kadar çok yapıldı ki o çay saatleri onlara saydık biz de Esra teyzenle. 
Ama kahvemizi içerken müsade ettiğini de yazmalıyım. 
Biz balkonda kahvemizi içip Esra teyzenin fincanında koca ararken seni balkon çeşmesinin hortumuyla bulduk. Yeni bir şeyler keşfetmenin verdiği mutlulukla bizi unutmuştun. Velhasılı güzel bir gündü. Sana ve Esoşa teşekkürler. İyiki vardınız. Yoksa babanın yıllık izinde dahi makale yazma heyecanını kaldıramayabilirdim!!!
 :-)  
Hadi artık pastamıza geçelim.




MEYVELİ YAŞ PASTA
Malzemeler
5 yumurta
5 yemek kaşığı şeker
5 yemek kaşığı un
Kabartma tozu

Bir paket hazır pasta kreması
300 ml süt

Süslemek için
Taze meyveler

Hazırlanışı:
Yumurtaları köpük köpük olana dek şekerle çırpıyoruz. 
sonra üzerine unu ve kabartma tozunu ekleyip düşük ayarda azıcık daha çırpıyoruz. Öyle uzuun uzuun çırpmak yok. sonra üzerine bir tutam sevgi suyu serpiyoruz:-) Sevgi suyu da ne malzemelerde yoktu ki!!!
Sevgi suyu, taptaze, huzur dolu kalbinizden akan o pınara ait.
Ben her sabah balkona çıkıp da o güzelim maviyle yeşilin dansını seyrettikçe içime dolan bir pınar bu. Sizin pınarınızı da yorumlara bekliyorum. Üç yıldır kıraç topraklarda arayıp bulamadığım o pınar yeniden hayat buldu.
Neyse felsefeyi bırakalım hamurumuz bozulmadan kalıbımıza boşaltıp 170 derecede pişirelim.
Üzeri sararan kekimizi kürdan yardımıyla kontrol edip fırından çıkaralım. Soğuyunca da dikkatlice kalıbından ayırıp yatay olarak ikiye bölelim. 
Diğer tarafta süt ve hazır krema tozunu köpürtüp buz dolabında dinlendirmiştim. Ara katına bu kremayı sürüp küçük parçalar halinde kestiğim şeftali ve muzları da üzerine dizdim. İkinci katını da koyup her yerini kremayla sıvadım. Üzerini de yine isteğe bağlı olarak meyvelerle süsledim. 
Dedim ya çok pratik ve leziz bir pasta oldu. Ben bunu pek sık yaparım. Misafir geliyor ve vaktiniz yoksa kekle uğraşmayın derim. Hem göze hem damağa hitap eden kolay bir tarif. Ayrıca düz tepside pişirip rulo sararak da vakit kazanabilirsiniz. 
AFİYET OLSUN.. 

23 Ağustos 2015 Pazar

MEMLEKET HİKAYELERİ..1

MERHABALAR,
Biraz uzun bir ara oldu sanırım sevgili esoşum(sanırım tek takipçim sensin, sana mektup yazıyor gibi hissediyorum artık).
Taşınma telaşı, yeni düzen, akrabalar derken kendime hiç vakit ayıramadım.
Sanırım bu iş beni biraz aştı. İki kişilik küçük ve düzenli hayatımıza o kadar alışmışken(tabi Metoşumla üç kişilik ) kalabalığın göbeğinde buldum kendimi. iyi mi ettik kötü mü ettik bilmiyorum. Zaman gösterecek!
Şimdiye kadar hem güzelliklerine hem olumsuzluklarına şahit oldum. Diliyorum ki sonrası sadece güzelliklerle devam etsin..
Sana çekirdek ailemize biraz büyük gelen yeni yuvamızdan bahsedeyim mi? Biliyorum meraktasın:-)
İnşallah en kısa zamanda yolun düşer, bazen bencilleşerek dualar ediyorum keşke Şaziye abla Trabzondan gitmeseydi de Esoşum gelip geçerken uğrasaydı diyorum.
Esoşum evimiz 3+1 şöminemiz de var üstelik. Bakalım Aboş ne zaman yakıp da bana romantik bir film izlettirecek karşısında. 
Salonumuz büyük olmasına karşın bu romantik arkadaş yüzündeen biraz kullanışsız. 
Karşısında Giresun evlerine has bi durum olan mutfak yer alıyor, salonun. Burası da biraz büyük olduğu için yemek odasını iptal edip yemek masamı ve konsolumu mutfağa yerleştirdim. Biraz sıradışı oldu ama olduu. 

Mutfağımız denizi gören büyük bir balkona açılıyor.
Balkonda barbekümüz de var üstelik. Öğrenciyken Fen-edebiyatın bahçesinde yaptığımız hamsi partilerine kaldığımız yerden devam yani. Ne de güzel kokmuştu üstümüz başımız o akşam hatırlıyor musun? Kardelenin balkonları yetmemişti kıyafetlerimizi havalandırmaya. Sen o gece sabaha kadar "balıkçı karısı esra" şarkısını söylemiştin kulağımın dibinde:-) Biliyor musun Abonoz bir de kayık aldı haftasonları balığa gidiyor. Harbiden balıkçı karısı oldum yani. 
Gel gelelim Metehanımın odasına. Oğluşumun da bir odası oldu teyzesi. şimdilik çok sade ama Zaman içinde senin de kıymetli fikirlerini alarak zenginleşecek odamız. Üstelik odasında dolaplar da hazırdı. Biz sadece halı ve perde aldık. Babasının öğrencilik ve asistanlık zamanına ait olan bazası da yine süslenmek üzere oğluşa miras:-) 


Devam edemeyecek ve cümle kuramayacak kadar yorgunum esoşum part 2 de buluşmak üzere..
Hoşça bak zatına zübte-i alemsin sen..

5 Temmuz 2015 Pazar

MERAKLISINA ANNE KURABİYESİ..



Merhabalar,
Anne olduktan sonraki ilk anne kurabiyemi yapmış bulunuyorum. Yaparken oğluşumun büyüyüp benden kurabiyeler istediği günlerin hayalini kurdum.Bu klasik tarifin içinde neler mi var? 
İşte malzemelerimiz;
2 yumurta,
1.5 su bardağı şeker,
1 su bardağı sıvı yağ,
1 su bardağı yoğurt, 
1 tatlı kaşığı karbonat(üzerine limonsuyu sıkılıp kestirilecek)
vanilin
Koca bir sürahi ANNE SEVGİSİ :-)
aldığı kadar un( aldıkça alır tabi de kulak memesi yumuşaklığına gelicek kadar alıcak)
üzeri için;
yumurta sarısı, susam, ceviz vs.

Tüm malzemeler güzelce yoğrulur, şekil verilip üzeri süslenir.
Isıtılmış fırında 180 derecede kızarana dek pişirilir. ama hiç bir zaman annenizinki kadar enfes olamaz:-)
Afiyet Olsun, 

3 Temmuz 2015 Cuma

KÖRDÜĞÜM GİBİ...


Güne kördüğümle başlamak pek hoş oldu. İçimdeki çatlamayan sevgi tohumlarını da filizlendirdi. Cuma münasebetiyle kanallardan birinde değerli bir hoca şöyle anlattı "kördüğüm"hikayesini:
 Bir gün Hz. Aişe annemiz Peygamber Efendimize(sav) Beni seviyor musun? diye sormuş.
 Efendimiz de "tabiki seviyorum" demiş. 
Aldığı cevapla tatmin olmayan Aişe annemiz tekrar sormuş:"Nasıl seviyorsun?"
Efendimiz "KÖRDÜĞÜM GİBİ Ya Aişe" demiş. Zaman zaman sorusunu yinelemiş annemiz, "Kördüğüm ne alemde?"diye,
 "İlk günkü gibi" demiş her defasında Efendimiz.

Belki de pek çoğunuz biliyorsunuz ama benim gibi duymayanlar için paylaşmak istedim. 
Her şeyin ilacı sevmek aslında. 
Eskiden ananelerimiz zamanında sevgi kelimesi günümüzdeki kadar popüler değildi belki de. Hatta ayıpmış sevdiğini söylemek ama gerçekten severmiş insanlar. Reklam olsun diye, sosyal medyada fotoğraf olsun diye değil. Bi kuru ekmeğe bi tas çorbaya razı olacak  kadar severmiş. 
Günümüzde öyle mi?
İki günde aşktan ölünüp sevda masalları yazılıyor. Akşam yemekleri ünlü resturantlarda yenilip, pahalı hediyelerle tatmin olunuyor.(!) 
sonra 
ufacık şeylerden büyüyen tartışmalar, "Allah belanı versin"li şarkılar...
Oysa Aişe annemiz "ilk günkü gibi bir kördüğümün müptelası"..
Allah bize de ömrümüzün sonuna kadar kördüğümlerimizi muhafaza edebilmeyi nasip etsin ..




2 Temmuz 2015 Perşembe

Yine yine YENİDEN!!!


Yeni bir sayfaya çevriliyor yüzümüz
Bir zamanlar okunan sonra tekrar okumak için tedirgin olunan bir sayfa bu.
Yıllardır özlemini duyduğum memleket kokan bu fotoğraf yeni evimizin penceresinden.
Bir zamanlar yalnız başıma tuttuğum yollar şimdi eşim ve oğlumla karşılıyor beni.
Doğduğum, 
hayatımın diğer yarısına evet dediğim 
bu şehre üç kişi dönüyorum.
Hayat bazen hiç aklında olmayan şeyleri çıkarıyor karşına, bazen de çok isteyip de artık olmaz dediklerini. 
Ben Balıkesire geldiğimde aklımda tek bir fikir vardı. o da eşimin doktorayı bitirip Giresuna taşınmamızdı. 
Ama nerden olsundu? Sonra alıştım galiba iki kişilik hayata. İstemez oldum dönmeyi. Düşündükçe çok geldi bir şeyler ta ki hayatıma mini minnacık(!) bir tostos girene kadar.
 Her şey iyi hoş lakin bir can var şimdi hususi zevkleri,, istekleri rafa kaldırtan. Aslında ne zamandır beklediğim memlekette yaşama arzusunu gerçeğe dönüştüren kudretin yolladığı sebep.. Oğlumun kısmeti galiba tüm bu olanlar.
 bizim hiç bir girişimde bulunmadan eşimin ordan iş teklifi alışı, askerliğini bedelli olarak yapma şansı yakalaması ve bu hoş manzaralı ev..
Biz Rabbimizden bir evlat istedik O şükürler olsun tüm dilediklerimizi onunla gönderdi.Bakalım ilerleyen zaman bu hoş manzaranın karşısında neler getirecek..
Can sağlığı ve kalp huzuruyla, Hoşçakalın!

28 Haziran 2015 Pazar


Herkese koca bir merhaba, 
Sevgili can dostum, adaşım, meslektaşım, Esoşum sayesinde ben de kendimi blogda buldum.
 Aslında uzuuuun zamandır niyetleniyordum da cesaret mi edemiyordum zaman mı bulamıyordum bilmiyorum. 
Öncelikle klavyenin tuşlarına pek çekingen dokunduğumu belirtmek isterim.Zira çiçeği burnunda bir anne olarak cümle kuracak kadar zihnimi toparlayamıyorum. 
Ama yazdıkça toparlayacağımı ümid ediyorum. 
Şu an o kadar heyecanlandım ki anlatamam. farkettim ki elime kalem almayalı çok zaman olmuş. 1. sınıfa yeni başlayan ve yazmayı yeni öğrenen çocuk misali şaşkın, ürkek ve bi o kadar iştahlıyım.
Şimdilik bir alıntıyla veda ediyorum, görüşmek üzere...
Her gün defalarca söylediğimiz bir söz olan “Merhaba” ne anlama geliyor hiç merak ettiniz mi? Konuşmaya başlarken söylediğimiz ilk söz genellikle merhaba olur. Peki ne demektir Merhaba? Neden hitap sözü olarak “Merhaba”kelimesini kullanırız?
“Merhaba” sözünün çok ilginç bir o kadar da hoş ve sıcak bir anlamı var. Farsça kökenli olan Merhaba sözünün anlamı, “Benden size zarar gelmez” demektir. Ne kadar anlamlı bir söz söylüyormuşuz aslında öyle değil mi? “Merhaba” sözünün anlamını öğrendikten sonra“Merhaba” demek daha anlamlı ve hoş olacak bu yazıyı okuyan herkese “Merhaba”. Sevgiyle kalın…