27 Ağustos 2015 Perşembe

KAYINVALİDE KURABİYESİ


Merhaba sevgili kurabiyesever. 
Öncelikle belirtmeliyim ki kurabiyenin adı şerbetli cocostar. Ee nerden mi çıktı bu isim. Şöyle anlatayım. Malum memleketteyiz. Haftasonları Trabzon'a gidiyoruz.  Giderken elim boş gitmeyeyim dedim. Bu kurabiyeleri kayınvalideme yaptım. Artık yakına geldiğimize göre marifetlerimizi de gösterelim demi? Şaka şaka öyle bir derdim yok ziraa 3seneyi devirdik bilen biliyor artık. İçimden geldi yaptım. Pek de sevildi hem de ilk kez yaptığım riskli bir kurabiyeydi.

MALZEMELER
150 gr tereyağı
1 yumurta
Yarım su bardağı pudra şekeri
İki yemek kaşığı kakao
Kabartma tozu
Un
Bir çay bardağı Hindistan cevizi
İki kaşık pudra şekeri
Bir yumurta akı
1s.bardağı şeker
1 s.bardağı su

Yumuşak bir hamur yapmak üzere işe koyuldum. Yumuşamış tereyağını, pudra şekerini yumurtayı, kakaoyu karıştırdım sonra azar azar un ilave ettim. 
Kabartma tozunu da koyup güzelce yoğurdum. Diğer tarafta pek de sevmediğim yumurta akını Hindistan cevizi ve şekerle karıştırdım
.  Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp ortasına fındık kadar iç harcından yerleştirdim. 
Yuvarlayıp tepsiye dizdim. 
180derecede pişirmeye bıraktım bu arada suyla şekeri karıştırıp şekerin erimesi için ocakta ılınmış bir şerbet yaptım.
 Kurabiyeler pişip ılıyınca şerbete atıp çok bekletmeden çıkardım. 
 Sonraaa arkadaşıma hediye aldığım kalpli fincan setinin kalpli kutusuna kıyıp kurabiyeleri ona yerleştirdim.  Kayınvalide sevgisi böyle bişey işte. 
Çok hoşlarına giden bu tarifi sizinle de paylaşmak istedim. 
Ağzınız tatlansın..

POFİDİK POĞAÇALAR TÜLİŞDEN..


Yalnızlıktan bulandığında çalabileceğin dost kapısı gibisi var mı?
YOK!
Sanırım yavaş yavaş eski günlerime dönüyorum. Hesapsızca, gardını almak zorunda kalmadan, acaba diye kurup kaldırmadan görüşülebilecek insanlarlayım yeniden. 
Geçtiğimiz hafta tam da işten güçten bunalmışken aradı beni Tüliş. Tüliş kim mi benim orta okuldan beri hayatımda yer alan sıra arkadaşım, sırdaşım, dostum..
Nazik daveti için teşekkür ediyorum kendisine, yapmış olduğu birbirinden güzel pasta börekler ve güleryüzü için de.
Pofidik poğaça da onun tarifi. Ancak deneme fırsatım oldu, gayet de güzel oldu. 
İşte tarifi;
2 su bardağı süt,1 su bardağı su  karıştırılıp ılık hale getirilir. İçerisine bir paket yaşmaya ve üç yemek kaşığı şeker eklenerek mayanın açılması beklenir. Diğer tarafta bir su bardağı una bir yemek kaşığı tuz eklenerek karıştırılır. Bunu tuzla maya direk temas etmesin ve tuz mayayı yemesin diye yaptık. 
Sonra sütlü karışıma bir su bardağı sıvı yağı ekledik, karıştırıp azar azar un ilave ettik yumuşak bir hamur elde edip ağzını kapatarak 1 saat dinlendirdik hamurumuzu. Tülişin dediğine göre şekil verdikten sonra da tepsi mayası yapmak gerekiyormuş. Burası önemli. Zira ben vaktim olmadığı için tepsi mayasını es geçtim. Ve sonuç pek de tülişin ki gibi olmadı. Ama yine de çok beğenildi. Tabi onunkini yemeyenler beğendi. Tepsi mayasını da alan poğaçaların yanaklarını yumurta sarısıyla bir güzel boyadık fırına girince güzel güzel kızarsın diye. Üzerine de susam serptik. Eee sıcakta kalıp kızaran yanaklar çilli olur:-) 200 derecede güzelce pişirdik.Hani içine bişey koymadık mı? Aşk olsun poğaça peynirsiz olur mu? Şekil verirken koyduk onu biz. ;-)
AFİYET ŞEKER OLSUN,
LÖPLÖP ET OLMASIN.
KAL SAĞLICAKLA...
HAAA UNUTMADAN BU DA FOTOĞRAFI POFİDİK POĞAÇANIN.


26 Ağustos 2015 Çarşamba

PRATİK BİR PASTA TARİFİ...

Pasta sevmeyen kaç kişi vardır acaba? 
Bizim evde yapıldığı gün biten bir pasta bu. Henüz Metehan yiyemiyor olmasına rağmen. ,
Sanırım o zaman kalıbı biraz büyütmek gerekecek.
Eveet yeni evimize misafirler gelmeye başladı. Bu da dün gelen çocukluk arkadaşım, sırdaşım, dostum Esra için yaptığım pasta. İstedimki sayfamda yer alsın
. Belki yıllar sonra görüp dünü yadederiz. 
Metehan'a rağmen çay saati nasıl yapılır hatırlarız. 
Hem bakarsın Metehan da okur benimle beraber.
 Dur sırası gelmişken ona da yaptıklarını anlatayım.
 Her gün 1-3 arası mışıl mışıl uyuyan sen dün hiç uyumadın. Haliyle de çay saati yalan oldu oğluşum.
 Olsun senin canın sağolsun. Sen yokken o kadar çok yapıldı ki o çay saatleri onlara saydık biz de Esra teyzenle. 
Ama kahvemizi içerken müsade ettiğini de yazmalıyım. 
Biz balkonda kahvemizi içip Esra teyzenin fincanında koca ararken seni balkon çeşmesinin hortumuyla bulduk. Yeni bir şeyler keşfetmenin verdiği mutlulukla bizi unutmuştun. Velhasılı güzel bir gündü. Sana ve Esoşa teşekkürler. İyiki vardınız. Yoksa babanın yıllık izinde dahi makale yazma heyecanını kaldıramayabilirdim!!!
 :-)  
Hadi artık pastamıza geçelim.




MEYVELİ YAŞ PASTA
Malzemeler
5 yumurta
5 yemek kaşığı şeker
5 yemek kaşığı un
Kabartma tozu

Bir paket hazır pasta kreması
300 ml süt

Süslemek için
Taze meyveler

Hazırlanışı:
Yumurtaları köpük köpük olana dek şekerle çırpıyoruz. 
sonra üzerine unu ve kabartma tozunu ekleyip düşük ayarda azıcık daha çırpıyoruz. Öyle uzuun uzuun çırpmak yok. sonra üzerine bir tutam sevgi suyu serpiyoruz:-) Sevgi suyu da ne malzemelerde yoktu ki!!!
Sevgi suyu, taptaze, huzur dolu kalbinizden akan o pınara ait.
Ben her sabah balkona çıkıp da o güzelim maviyle yeşilin dansını seyrettikçe içime dolan bir pınar bu. Sizin pınarınızı da yorumlara bekliyorum. Üç yıldır kıraç topraklarda arayıp bulamadığım o pınar yeniden hayat buldu.
Neyse felsefeyi bırakalım hamurumuz bozulmadan kalıbımıza boşaltıp 170 derecede pişirelim.
Üzeri sararan kekimizi kürdan yardımıyla kontrol edip fırından çıkaralım. Soğuyunca da dikkatlice kalıbından ayırıp yatay olarak ikiye bölelim. 
Diğer tarafta süt ve hazır krema tozunu köpürtüp buz dolabında dinlendirmiştim. Ara katına bu kremayı sürüp küçük parçalar halinde kestiğim şeftali ve muzları da üzerine dizdim. İkinci katını da koyup her yerini kremayla sıvadım. Üzerini de yine isteğe bağlı olarak meyvelerle süsledim. 
Dedim ya çok pratik ve leziz bir pasta oldu. Ben bunu pek sık yaparım. Misafir geliyor ve vaktiniz yoksa kekle uğraşmayın derim. Hem göze hem damağa hitap eden kolay bir tarif. Ayrıca düz tepside pişirip rulo sararak da vakit kazanabilirsiniz. 
AFİYET OLSUN.. 

23 Ağustos 2015 Pazar

MEMLEKET HİKAYELERİ..1

MERHABALAR,
Biraz uzun bir ara oldu sanırım sevgili esoşum(sanırım tek takipçim sensin, sana mektup yazıyor gibi hissediyorum artık).
Taşınma telaşı, yeni düzen, akrabalar derken kendime hiç vakit ayıramadım.
Sanırım bu iş beni biraz aştı. İki kişilik küçük ve düzenli hayatımıza o kadar alışmışken(tabi Metoşumla üç kişilik ) kalabalığın göbeğinde buldum kendimi. iyi mi ettik kötü mü ettik bilmiyorum. Zaman gösterecek!
Şimdiye kadar hem güzelliklerine hem olumsuzluklarına şahit oldum. Diliyorum ki sonrası sadece güzelliklerle devam etsin..
Sana çekirdek ailemize biraz büyük gelen yeni yuvamızdan bahsedeyim mi? Biliyorum meraktasın:-)
İnşallah en kısa zamanda yolun düşer, bazen bencilleşerek dualar ediyorum keşke Şaziye abla Trabzondan gitmeseydi de Esoşum gelip geçerken uğrasaydı diyorum.
Esoşum evimiz 3+1 şöminemiz de var üstelik. Bakalım Aboş ne zaman yakıp da bana romantik bir film izlettirecek karşısında. 
Salonumuz büyük olmasına karşın bu romantik arkadaş yüzündeen biraz kullanışsız. 
Karşısında Giresun evlerine has bi durum olan mutfak yer alıyor, salonun. Burası da biraz büyük olduğu için yemek odasını iptal edip yemek masamı ve konsolumu mutfağa yerleştirdim. Biraz sıradışı oldu ama olduu. 

Mutfağımız denizi gören büyük bir balkona açılıyor.
Balkonda barbekümüz de var üstelik. Öğrenciyken Fen-edebiyatın bahçesinde yaptığımız hamsi partilerine kaldığımız yerden devam yani. Ne de güzel kokmuştu üstümüz başımız o akşam hatırlıyor musun? Kardelenin balkonları yetmemişti kıyafetlerimizi havalandırmaya. Sen o gece sabaha kadar "balıkçı karısı esra" şarkısını söylemiştin kulağımın dibinde:-) Biliyor musun Abonoz bir de kayık aldı haftasonları balığa gidiyor. Harbiden balıkçı karısı oldum yani. 
Gel gelelim Metehanımın odasına. Oğluşumun da bir odası oldu teyzesi. şimdilik çok sade ama Zaman içinde senin de kıymetli fikirlerini alarak zenginleşecek odamız. Üstelik odasında dolaplar da hazırdı. Biz sadece halı ve perde aldık. Babasının öğrencilik ve asistanlık zamanına ait olan bazası da yine süslenmek üzere oğluşa miras:-) 


Devam edemeyecek ve cümle kuramayacak kadar yorgunum esoşum part 2 de buluşmak üzere..
Hoşça bak zatına zübte-i alemsin sen..